Fotograf var.

Çalıştığım serinin içinden çaldım bu gözü aldım trafiğe taşıdım. Bu noktada hep inşaat var Ali ingilizcesini söylüyor. Ben inşaat demeyi seviyorum. Ali inşa derken tekrar buranın diline dönüyor. Fotografın bir dili yok dedi o heyecanlahayranlık karışımındaki bakışlarım altında kalan kadın. O da fotografçı. Beni anlamıştı. Beni öyle bir anlamış ki. Sadece instagram hesabımdan (@nurrartstudio) çektiğim fotoğraflarımdan beni tanıyor gibiydi. Anlattığım bir serime evet evet diye kendisi hisleriyle bana tercümanlık yapıyordu. Sonra. Bunu. Gücünü anladım. Fotoğraf dilinin gücünü. Ben neden bu çok sıkıldığım hayatta kendime bu yolu tekrar seçmiştim. Çünkü çok sıkılmışım. Ben sekiz senedir çok sıkılmışım. İnsanlar hep başka şeylerden konuşuyor burada. Kapitalizm tasmasını görüyorum. Kocaman bir orman ve tasmalarca ip. Ve iplerine takılıyorum. Ama ağaçlar var. Ağaçlar kadar tasmalı insanlar da. O kadar görüyorum ki. Benim gördüğümü kimseye anlatamıyorum. Ama görüyorum da. Ben tasma görüyorum. Ama geçti diyorum o çocuksuz özlemli ben’e. Geçti. Şimdi sadece agaçlar. Görebilmek ne güzel. Döndüm taaa geçliğime. Ne mutlu ben. Fotoğrafla. Makine. Film. Fotoğraf. Üçüncü gözüm değil. İki gözüm. Sonra tekrar, ben geldim dedim ben’. Geldim. Kendime. Kendime geldim. Bir yıl altı ay önce.

Comments

Leave a comment